Evlilik, yalnızca duygusal bir birliktelik değil; aynı zamanda hukuki sonuçlar doğuran bir kurumdur. Bu nedenle, tarafların evlenmeden önce veya evlilik sırasında malvarlıklarının yönetimi ve paylaşımı konusunda bilinçli kararlar alması büyük önem taşır. Türk Medeni Kanunu, eşlerin bu konuda özgürce düzenleme yapabilmeleri için mal rejimi sözleşmesi imkânı tanımaktadır. Halk arasında sıkça “evlilik sözleşmesi” olarak bilinen bu düzenleme, doğru şekilde yapıldığında ileride yaşanabilecek maddi uyuşmazlıkların önüne geçer.
1. Mal Rejimi Nedir?
Mal rejimi, eşlerin evlilik süresince edinilmiş mallar üzerindeki haklarını ve boşanma, ölüm gibi hallerde bu malların nasıl paylaşılacağını düzenleyen hukukî bir sistemdir. Türk Medeni Kanunu’nda dört farklı mal rejimi türü düzenlenmiştir:
- Edinilmiş mallara katılma rejimi (Yasal rejim)
- Mal ayrılığı rejimi
- Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi
- Mal ortaklığı rejimi
Eşler herhangi bir seçim yapmadığı takdirde, kanunen “edinilmiş mallara katılma rejimi” geçerli olur.
2. Neden Evlilik Sözleşmesi Yapılmalı?
Toplumda yanlış bir algı olarak, evlilik sözleşmesi çoğu zaman “güvensizlik” göstergesi olarak değerlendirilir. Oysa bu sözleşme, eşlerin birbirine olan güvenini sarsmak yerine, açık ve adil bir mali düzen kurmalarını sağlar.
Evlilik sözleşmesi yapmanın başlıca nedenleri şunlardır:
- Eşlerden birinin önceden sahip olduğu malları koruma isteği
- Tarafların borçlarından birbirinin etkilenmesini önleme amacı
- Eşlerden birinin iş hayatı, ticaret veya serbest meslek faaliyeti nedeniyle doğabilecek riskleri sınırlama
- Boşanma halinde mal paylaşımı sürecini sadeleştirme ve uzlaşma zemini oluşturma
3. Evlilik Sözleşmesi Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?
Evlilik sözleşmesi, evlilik öncesinde veya evlilik devam ederken yapılabilir.
- Evlilikten önce yapılacaksa, sözleşme evlenme başvurusundan önce noter huzurunda düzenlenmelidir.
- Evlilikten sonra yapılacaksa, eşler birlikte notere giderek mal rejimi seçimlerini belirleyebilirler.
Sözleşme noter onaylı yazılı şekilde yapılmadığı sürece geçerli olmaz. Ayrıca taraflar, yalnızca kanunda belirtilen mal rejimlerinden birini seçebilir; yeni bir rejim yaratmaları mümkün değildir.
4. Hangi Mal Rejimi Seçilmeli?
Her çiftin ekonomik durumu, yaşam tarzı ve gelecek planı farklıdır. Bu nedenle “en doğru mal rejimi” herkes için aynı değildir.
Ancak genel hatlarıyla:
- Mal ayrılığı rejimi, eşlerin mallarını tamamen birbirinden bağımsız hale getirir.
- Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, her eşin kendi malı üzerinde kontrolünü korurken, edinilmiş mallarda belirli bir paylaşım hakkı tanır.
- Mal ortaklığı rejimi ise tüm malların ortak mülkiyete dönüşmesini sağlar.
Tarafların ekonomik ilişkileri, meslekleri ve mali riskleri dikkate alınarak seçim yapılması önerilir.
5. Boşanma Halinde Ne Olur?
Eğer evlilik sözleşmesi yapılmamışsa, boşanma durumunda yasal rejim olan “edinilmiş mallara katılma rejimi” uygulanır.
Bu durumda evlilik süresince edinilen mallar (örneğin konut, araç, birikim vb.) kural olarak eşler arasında yarı yarıya paylaşılır.
Evlilik sözleşmesi ise bu paylaşım oranını değiştirebilir, belirli malların kişisel mülkiyette kalmasını sağlayabilir.
6. Sonuç: Evlilik Sözleşmesi Bir “Önlem”dir, “Güvensizlik” Değil
Evlilik öncesi mal rejimi sözleşmesi, duygusal bir konudan ziyade hukuki bir düzenleme olarak değerlendirilmelidir. Eşler arasında olası anlaşmazlıkları önceden belirlenmiş kurallarla çözmek, hem tarafların haklarını korur hem de uzun süren dava süreçlerinin önüne geçer.
Bu nedenle, evlilik öncesinde veya sonrasında mal rejimi sözleşmesi hazırlamak isteyen kişilerin, mutlaka bir hukuk uzmanından profesyonel destek alması önerilir.
📌 Bu makale, ATE Hukuk & Danışmanlık tarafından bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
📍 Her dosya kendine özgü olup hukuki danışmanlık gerektirir.